İspanyolca Kelimeler A2
Seviye: A2 · İspanyolca
20 kelime
| İspanyolca | Anlam | Örnek cümle |
|---|---|---|
| despertador | Birini uyandırmak için belirli bir saatte çalan cihaz. | El despertador sonó a las siete de la mañana. Çalar saat sabah yedide çaldı. |
| bocadillo | Ekmek ve diğer malzemelerle yapılan bir tür sandviç. | Comí un bocadillo de jamón para el almuerzo. Öğle yemeğinde jambonlu bir sandviç yedim. |
| biblioteca | Kitapların okumak veya ders çalışmak için saklandığı yer. | Fui a la biblioteca para estudiar para el examen. Sınava çalışmak için kütüphaneye gittim. |
| autobús | Çok sayıda insanı taşımak için kullanılan büyük araç. | Esperé el autobús durante veinte minutos. Otobüsü yirmi dakika boyunca bekledim. |
| fiesta | Bir şeyi müzik, yemek ve eğlenceyle kutlamak için yapılan insan buluşması. | La fiesta de cumpleaños fue muy divertida. Doğum günü partisi çok eğlenceliydi. |
| maleta | Seyahat ederken kıyafet ve diğer eşyaları taşımak için kullanılan portatif kap. | Mi maleta pesa mucho porque llevo muchos libros. Valizim çok ağır çünkü yanımda çok kitap taşıyorum. |
| ordenador | Verileri işleyen ve talimatlara göre görevler yapan elektronik makine. | Trabajo en el ordenador todos los días. Her gün bilgisayarda çalışıyorum. |
| película | Bir hikâyeyi görüntü ve ses aracılığıyla anlatan sinema eseri. | Vi una película muy interesante anoche. Dün gece çok ilginç bir film izledim. |
| hospital | Hasta veya yaralı insanlara bakılan yer. | Llevé a mi hermana al hospital porque estaba enferma. Kız kardeşimi hasta olduğu için hastaneye götürdüm. |
| montaña | Yerin doğal, büyük bir yükseltisi. | Nosotros escalamos una montaña el fin de semana pasado. Geçen hafta sonu bir dağı tırmandık. |
| mercado | Ürünlerin alınıp satılabildiği yer. | Voy al mercado cada sábado. Her cumartesi pazara giderim. |
| cocina | Bir evde yemeklerin hazırlandığı yer. | Mi madre está cocinando en la cocina. Annem mutfakta yemek yapıyor. |
| viaje | Genellikle uzun olan bir yerden başka bir yere gidiş. | Hicimos un viaje a París el verano pasado. Geçen yaz Paris'e bir gezi yaptık. |
| jardín | Bitki ve çiçeklerin yetiştirildiği bir arazi alanı. | El jardín está lleno de rosas en primavera. Bahar aylarında bahçe güllerle doludur. |
| correo | Mektup ve paket gönderip alma sistemi. | Espero una carta importante por correo. Posta ile önemli bir mektup bekliyorum. |
| cita | İki veya daha fazla kişi arasında kararlaştırılan buluşma ya da randevu. | Tengo una cita con el dentista mañana por la tarde. Yarın öğleden sonra dişçide randevum var. |
| escalera | Katlar arasında çıkmayı veya inmeyi sağlayan basamaklar dizisi. | Subí por la escalera para llegar al segundo piso. İkinci kata çıkmak için merdivenleri kullandım. |
| bicicleta | Pedallarla hareket ettirilen iki tekerlekli araç. | Me gusta montar en bicicleta por el parque los domingos. Pazar günleri parkta bisiklete binmeyi seviyorum. |
| desayuno | Sabahları alınan günün ilk öğünü. | Yo siempre tomo café con leche en el desayuno. Kahvaltıda her zaman sütlü kahve içerim. |
| cocinar | Bir şeyi ateşe ya da ısıya maruz bırakarak yemek hazırlamak. | A mi hermana le gusta cocinar pasta los domingos. Kız kardeşim pazar günleri makarna pişirmeyi sever. |